Mario-Arcangel Fonksiyonu:
Cory Arcangel’ın Super Mario Videoları
Hasan Cem Çal • 25.01.2026

Super Mario Movie (2005)
Cory Arcangel’ın videografisinde Super Mario figürünün özel bir yeri var; yalnızca bir imge olarak tekrar tekrar karşımıza çıktığından dolayı değil, farklı işlevlerle kullanıldığından ötürü. Özellikle de bu ikinci sebep hasebiyle. Sanki Super Mario, Arcangel’ın, videonun farklı bir tür alımlanışını üretmek adına işe koştuğu nitelikli bir dijital nesne. Onun vasıtasıyla değişen şey yalnızca videonun konusu değil algısı da. “Super Mario’ya göre video” diyelim.
Arcangel’ın Super Mario’ya adadığı videoların dördü de video oyunlarını tanımlayan türlü niteliğin ön plana çıkmasını sağlamak üstünden iş görür. Bir nevi video oyunun (bu örnekte Super Mario’nun) uzay-zamanının yapısını söker. Öyle ki tanıdık bir dünyanın, her tarafı görüldüğü varsayılan bir evrenin görülmemiş taraflarının açığa çıkartılmasıdır bir bakıma bu videolar. Gösterdikleri şey Super Mario’nun level’ları olsa da hiç görülmemiş hâliyle level’lardır bunlar. Diyelim ki yepyeni bir gözle görülen bir “oyun zaman-mekânı”dır.
Her ne kadar (teknik olarak) Arcangel’ın videolarını machinima olarak sınıflandırmak olasıysa da videolarında oyun dünyasını etkileşimden soymakla kalmayarak, onu ayrıca izole ederek, sınırlayarak, hatta bozuluma uğratarak Arcangel, derdinin yalnızca oyunu “izletmek” olmadığını dışavurur. Özünde derdi (vurguyla tekrarlarsak), Super Mario gibi “tanıdık” bir figürü ve mesken edindiği dünyayı yeniden görünür kılmaktır. Bunu da türlü işlevle sağlayacaktır; hepsi Super Mario’nun varlığını şu ya da bu şekilde ön varsayan ve onunla bağlı, bağlantılı olan.
Arcangel’ın Super Mario Clouds, Super Mario Movie, Totally Fucked ve Naptime adlı videoları, her biri kendi payına, video oyunlarında verili kimi imkânların edimselleştirilmesi ve video oyununun kendi içinde yani “oynama edimi”nden bağımsız duyumsanır olmasıyla alakalıdır. Sırasıyla mekânsal, öznel, hareketsel ve (hayali anlamında) oneirik (ya da psişik) diyebileceğimiz boyutlarını açığa çıkarırlar videonun, oyunsal (ya da ludik) boyutuyla ilişkisinde.
Her bir işe kısaca değinerek, sırayla ilerleyelim.
Super Mario Clouds, yalnızca Super Mario evrenindeki bulutları odağa alarak, esasında James Benning’in 13 Skies’ına benzer bir zamansallığı video oyununa gömer: “İlerleme”nin değil “bekleyiş”i zamanı. Artık Super Mario’nun yaşadığı evrene baktığımızda kullanılacak basamaklar, egale edilecek düşmanlar, üstünden zıplanacak ateş hatları ve bu evrenin üstünde asılı bulutlar görmeyiz, sadece ve sadece bulutlar görürüz, olanca “öyleliği”nde, piksel piksel. Bir tür Super Mario suchness’ı.
Diğer taraftan, Super Mario Movie, aynı evrendeki nesnelerin stabilitesini ortadan kaldırarak, onları bir tür dijital girdabın içine sokarak, bu evrendeki tüm nesneleri, oyun-nesneleri birer özne hâline getirir:
Nesneler kullanılmayacak fakat görülecektir. Bu işte ise söz konusu olan (Super Mario Clouds’da olduğu gibi) bir nesnenin zamanına göre video zamanını kalibre etmek değil, fakat oyun-nesneleri kullanışsız kılıp dağıtarak onları bir resmin öğeleriymiş gibi duyumsanır kılmaktır. Oyunla resim yapmaktır bir nevi.
Öte yandan, Super Mario Movie’den bir kesit olan Totally Fucked’da da yalnızca Super Mario’nun sağa sola bakışını görüyorsak, neden, bu loop hâlindeki harekete hiç odaklanmamış olmamızdır: Super Mario’yu temaşa etmememişizdir ve etmeliyizdir. Arcangel bu işinde, “Super Mario videoculuğu” özelinde varabileceği en uç (ama aynı zamanda ne özlü) boyuta varır denebilir, zira bu raddede Super Mario ve onun yalın imgesi kalır yalnız, bir jestte billurlaştığı hâliyle. Sağa sola bakış, o kadar.
Son olarak, Naptime yapıldıysa sebep yine belli olacaktır: Super Mario’nun rüyasını görselleştirmek, onun rüyasında ne görebileceğini hayal etmek (Rüyalar “şeyleri çözen” bir işleve sahipse, Super Mario’nun çözdüğü şey geometrik bloklar olacaktır, gördüğü şey de onlar olduğundan). Burada, artık Super Mario’nun ve Super Mario’nun, oyun ve figürün imgesinden çıkıp figürün “derin algı”sının, psişesinin içine gireriz. Gördüğümüz, Super Mario tarafından, bilinçdışı düzeyinde hayal edildiği hâliyle yaşadığı dünyadır: Piksellerle örülmüş ve bir nesneye indirgenmemiş, diyelim ki kaotik hâliyle.
Özetle, Arcangel’ın “Super Mario videoları”nın işlevinin, temelde video zaman-mekânının bir boyutu olan oyunsallığın temaşa edilmesiyle alakalı olduğunu düşünüyoruz, farklı hâlleriyle. Bu anlamda bu videolar şeyleri göstermekle kalmayıp düşündüren, hatta (bilhassa Naptime özelinde) bizzat düşünen videolar. Oyunda nesneye indirgenmiş şeylerin özne statüsüne yükselmesiyle tanımlılar. Bu ister bir avatar, ister bir bulut, isterse de devridaim içindeki bir nesne kümesi olsun, sonuç değişmiyor: Oynanmayı kesen oyun-nesneler birer video-nesneye evrilerek görülür, duyumsanır, düşünülür, kısacası özneleşir oluyor. Belki Arcangel, Super Mario’nun rüyasını da bu nedenle görünür kılıyor: Özneleşen avatar, artık kendi evrenindeki nesneleri çeşitleyecek bir kudrede de sahip. Rüya görebilecek denli özneleştirilmiş bir ludik figür.
İşte, belki tam da bu açıdan “Mario-Arcangel fonksiyonu” diyebileceğimiz bir şeyden söz edebiliyoruz. Bu, Arcangel’ın gözü ve aklı ile Super Mario’nun evreni arasında gerçekleşen, ne oyuna ne de videoya indirgenebilir ama ikisinin arasını mesken edinen bir görü ya da “görme şekli.” Bu görüde ki, görme şeklinde ki artık ne Super Mario görüldüğü gibi kalıyor ne de evreni. Ve şu hâlde, videonun kendisi de bir başka işlev ediniyor: Göstermek değil görünür kılmak, fazla görünür olarak görünmezleşeni açığa, gün yüzüne çıkartmak. Böylesi bir şeyin Super Mario’yla yapılabilir olduğunu düşünür müydünüz?


